KADININ TERCİHİ.
O gün özel bir gündü. Kadın altmış dokuz yaşına giriyordu.
Evin içi, kesif bir sigara dumanıyla kaplıydı. Kadın, günde iki paketten fazla sigara içerdi. Artan diz ağrıları ve yürüme zorluğu için doktoru, “Sigarayı mutlaka bırakmalısın, yoksa bacaklarını kaybedeceksin” demişti.
Kadın ise, ölünceye kadar sigara içmek istediğini adeta her fırsatta haykırıyordu. Eşinin hiç olmazsa elektonik sigaraya geçmesi tavsiyelerini ise kesinlikle red ediyor, “Ben buna alışmışım, öbürü beni kesmiyor” deyip ekliyordu.
“Sen benim sigaramla uğraşacağına yürümeme bir çare bul”
Adam o gün, yarım asıra yaklaşan evliliği birlikte sürdürdüğü sevgili karısının elinden tutarak, mutluluğunu haykırırcasına, “Birlikte yaşadığımız hayat, çocuklarımız, torunlarımız, hepsinle gurur duyuyorum. Seni hep sevdim, seveceğim ”dedi.
“Yeni yaşın kutlu olsun bir tanem. Kapıya çıkalım hediyem kapıda. Umarım mutlu olursun”
Kadın, kocasının kolunda topallayarak attığı adımlarla kapıya kadar zorla ulaştı. Adam, hemen kapının önünde duran üzeri brandayla kapalı hediyesini gururla karısına gösterdi. Brandanın altından çıkan bir kablo, sokak kapısındaki prize bağlıydı. Hediye elektirikli bir cihaz idi ve şarj daydı. Adam, karısını sigarayı bırakma ya da hiç olmazsa elektronik sigaraya başlaması konusunda ikna edememişti ama elektikle çalışan bir başka önemli ihtiyacını almıştı.
Sonra brandayı özenle kaldırdı. Hediyesi, yeni üç tekerleki elektrik motorlu şarjlı bir fayton bisikletti. Sonra karısını faytonun koltuğuna özenle oturttu. Bir de fotoğrafını çekti.
“Artık evimize gelirken yokuşu çıkmakta zorlanmayacaksın karıcığım” dedi.
Kadın elindeki sigarasından derin bir nefes çekerken çok mutluydu. Ancak, üç ay sonra iki ayağını da kaybedip onun yerine iki tekerlekli bir sandalyeye geçmek zorunda kalacağını o an hiç düşünememişti.