All posts by Murat Kurtuluş

AVRUPA BİRLİĞİ NORMLARI BÖYLE UYGULANIR.

On katlı bir iş merkezi. Dört asansör var. Üç tanesi çalışanlar, ve misafirler için. Sonuncu yük asansörü. Yük asansörünü kullananlar, taşınan eşya ve kolilerin ağırlığına göre blok yönetimine bir ödeme yapıyor. Asansör beklerken, en üst kata yeni gelen bir kiracı paketlerini kişilere tahsis edilmiş asansörlerde taşımada ısrarlı görünüyordu. Yönetici, bir iki iniş çıkıştan sonra, bu…

Read More

ÇUKURLAR

Bodrum’da cambazlık yaparak araç kullanmak gerekiyor son yağmurlar sonrasında. Biz çukurlara düşmeyelim suyun altında ne var ne yok bilmiyoruz diye zig zag yaparken, o cesur o kahraman bazı sürücüler “vıjjjjjj” diye yanımdan geçip gidiveriyorlar. Hep düşünüyorum bir türlü yanıt bulamıyorum.. Acaba cahillik cesareti gerçekten arttırıyor mu? diyorum. Ya da “Bunlar sarhoş olmasın?” diye soruyorum yanımdaki Mine’ye.. “Yolumuza…

Read More

DESTANSI BİR FİLM İZLEDİM.

Geçtiğimiz pazar günü bayramın son günü sabah sinemasında bir film izledim. NEVO CENTO. Tamamı yaklaşık beş saat yirmi dakika olduğu için iki bölüm halinde izleyeceğiz. İlk bölümü iki saat kırk dakikaydı. Film hem nostaljik hem de destansı…1901 de başlayan anlatım, iki bölüm sonunda 1945 e kadar gidecek. ilk bölüm sonunda, 1920 lere kadar geldi. Kuzey…

Read More

BUHARIN AZİZLİĞİ

“Ben bu sınavı kazanmalıyım…” diye gitti Işıl o gün PTT sınavına.Yağmur, fırtına demeden atladı Fiat 500 ufak arabasına; ver elini Kadıköy. Pendik–Kadıköy arası o havada, küçücük bir otomobil için kolay değildi. Üç saat önce, tam 06.00’da yola koyuldu. Epeydir onu kullanmak da istemiyordu. Şakir ile, ayrıldığı sevgilisiyle, anısı çoktu o arabada… sadece anı değil, biraz da…

Read More

FARKLI BİR BAYRAM SABAHI

Ben bayramda çok çalıştım, çok şantiye açtım. O günler, o yıllar…. Hatta Mine, sakinlesin diye onu da çok götürmüşümdür yanımda. Küçücük oğlumu da. Ben neymişim ya? Şimdi düşünüyorum da. Öyle olması gerekiyormuş deyip geçiyorum. Arefe gününden bayram sabahı diyaloğumu planlardım. “Bak aşçılar sen geliyorsun diye özel yemekler yapacaklar. Hadi canım, hep beraber Mert’i de alıp gidelim…

Read More

GÖKYÜZÜ KADER OLUNCA

GÖKYÜZÜ KADER OLUNCA 30 Ocak 1975.   İstanbul’da hava çok soğuk, puslu ve kapalı. Kar yağdı yağacak. Kışın simge balıkları palamut ve istavrit Marmara’ya akın etmiş durumda. Balıkçılar bayram ediyor. O gün dokuz yaşındaki ilkokul öğrencisi Şule’nin içi kıpır kıpır. Ataköy İlkokulu dördüncü sınıfta. Şule çok çalışkan. Ayrıca sorgulama yapma kabiliyeti de var. Annesi Zuhal…

Read More

ASIL KAYBEDEN İNSANLAR…

Sevgili dostlarım, Hayatta çok acı veren asıl kaybedenlerin kim olduğunu düşünüyorum. Fakir olanlar mı? Başarısız olanlar mı? Hayır… Hayatın en büyük kaybedenleri… İçindeki değeri hiç keşfedemeyen insanlardır. Size bununla ilgili yaşadığım gerçek bir şantiye hikâyesi anlatayım. Yıllar önce,  bir şantiyede proje müdürüyüm. Bir  pick-up şoförümüz vardı.Sessiz bir adamdı.Çok konuşmazdı. İşine aşıktı. Bu  ve bunun gibi…

Read More

Dünya Kadını Ne Zaman Fark Etti?

Sevgili dostlarım… 08 Mart geçti ama biliyorsunuz ben sevginin bir gün değil, Hep var olması gerektiğini savunanlardanım. Özellikle kadınların son dönemlerde önemli mağduriyetleri söz konusu olduğu için, bugünkü videomu yine kadınlara ayırmak istedim. İnsanlık tarihi binlerce yıl… Peki sizce dünya kadını gerçekten ne zaman fark etti? Lütfen Bir düşünün… İmparatorluklar kuruldu. Savaşlar yapıldı. Kıtalar keşfedildi….

Read More

MADEM ÖZEL BİR GÜN

Bilirsiniz belki ben özel günlere karşıyım. Her sevgi ve saygının tek bir güne sığdırılması bana pek doğru gelmiyor. Kendime gerekçesini anlatamıyor ve ikna olmuyorum bir türlü. Bu konuda bir video bile yaptım. İsteyen profilimde görebilir. Ancak, bugün bir şey düşündüm ve onu paylaşmak istiyorum sizinle… Eğer bana sorsalar “Tam yetkilisin kardeşim bir özel gün belirlemek zorundasın,…

Read More

04 Mart 1987, Ankara Esenboğa Havalimanı.

Otuz dokuz yıl önce bugün yani. Daha iki gün önce 02 Mart günü evlenmiş bir çift, Havalimanı THY bankosu önünde. Kız üniversite talebesi 20 yaşında. Oğlan 27 yaşında. O dönemin efsane kırmızı -beyaz renkli, dört beş yapraklı defter gibi uçak biletleri ellerinde, arada açıp bakıyor ve sırada bekliyorlar.  Dört büyük, iki küçük valizleri var. Belli…

Read More