DEĞİŞMEYEN NE VAR Kİ

Bugün sakinim, oturuyorum salonda biraz dans izlemek istiyorum. Bir kaç saat boşluğum var.
Şule pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
İlk kez dans pistine iki yıl önce yine bu sahnede geçirdiği ağır bir depresyon sonrasında çıkmıştı.Bir dostumun referansıyla gelmişti buraya. Gayet iyi hatırlıyorum. İlk dansını “You Can’t Touch” müziği eşliğinde denemişti. Bir hayli bocalamıştı. Onu, bu tesisin en iyi hocası Serdar’a emanet etmiştim.
“Serdar Hocam, bu kız benim çok iyi bir arkadaşımın yakınıdır. Sana emanet olsun, sıkıntıları varmış. İlaç alıyormuş, terapisti dansa başlasın iyi gelir demiş”
“Merak etmeyin efendim, elimden geleni yaparım”
Birlikte çalıştıkları süre boyunca onları takip ettim, çok çalıştılar, çok emek verdiler. Serdar Hoca bu görevi tam olarak sahiplendi, hem dansı öğretti hem birlikte zaman harcadılar, sosyal ortamlara girdiler, konuştular. Serdar zaman zaman Şule’nin terapisti ile de görüştü, bilgi verdi, yorumlarını aldı. Tesisimizin kafesinde, bazen de dışarıda buluştular. Şule’nin yeniden hayata tutunmasında Serdar’ın rolü büyük oldu, mesleki tecrübesiyle ona özel bir itina ve samimiyetle yaklaştı. Şule’yi hem iyi bir dansçı yapmaya çalışıyor, hem de bir insanı yeniden iyileştirmenin hazzını alıyordu. O da, mutlu görünüyordu. Emeklerinin karşılığını alıyor olduğunu görmek onu keyiflendirmişti. Güzel bir arkadaşlık oluşmuştu aralarında, fark ediyordum.
Şule pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
İki uzun yılda yoktan var ettiği müthiş dans becerisini, bir anda unutmuş gibi öylece duruyor Serdar’ın kollarında. Adım atmaya mecali yok. Güzelliğini, kumral saçlarını sarı bir pantolon ve aynı renk bir ceket ile kombine etmiş. İçine giydiği beyaz tişörtü ayakkabısıyla da uyumlu. Serdar şaşkın, o anki performansınının yerlerde sürünmesinin nedenini anlamaya çalışıyor. Şule, “Tears Don’t Fall” şarkısını, ilk kez duyuyor gibi. Şarkı bitse de inip kabuğuma çekilsem havasında. O anı, bu işletmenin yirmi yıllık sahibi olarak, bir “olay yeri şeridi” ile çevirmek ve diğer öğrencilere de ders olarak anlatmak istiyorum.
Şule pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
Serdar Hoca beni son ziyaterinde son birkaç aydır patinaja kapıldıklarını, kadının, yapacakları hala bazı şeyler olduğu halde, artık gelişime kendini kapattığını anlatıyordu. O zaman da birlikte emek harcamak anlamsız oluyor, zamanı boşa harcıyoruz diyordu. Sürdürülebilir istikrarlı bir gelişim için, değişimin de şart olduğunu Şule’nin anlamakta zorlandığını, Hoca olarak kendisinden hep aynı ilgiyi aynı davranışı bekliyor olmasına anlam veremiyordu. Bunun da Şule’nin kendisine yapacağı en büyük kötülük olduğunu vurguluyordu. Bu çalışmanın asıl amacından sapıp duygusallaşarak bir kadın erkek ilişkisine dönebileceğinden de endişeliydi.
“Efendim durum bu, sizin bir dostunuzun referansıyla gelen Şule’nin geldiği son aşamayı size anlatmak istedim. Çok emek verdik, o da çok çalıştı bir çuval inciri berbat etmeyelim istedim. Kadının farkındalık aşamasının gereksiz uzadığını da düşünüyorum”
“Teşekkür ederim Serdar hassasiyetin ve değerli katkıların için. Sen deneyimli bir hoca olarak neyi nasıl yapman, eğitimi nereye evirmen gerekiyorsa oraya döndür, ben anladım konuyu”
Şule pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
Serdar Hoca ile görüşmemizden bir kaç hafta sonra Şule de odama gelip durumu anlatmıştı. Sonrasında da bu ziyaretlerini rutin dert yanma seansı haline getirmişti. Her seferinde, rahat olmasını, buranın bir özel ders alanı olmadığını, eğitimcilerin tüm öğrencilere ihtiyaçlarına göre bir programı uygulamak zorunda olduğunu üstüne basa basa anlatıyordum. İki yılda çok aşama kaydettiğini, gerekirse ortam değiştirmeyi bile düşünebileceğini, depresyon gibi bir illeti artık alt etme başarısı gösterdiğini belirtiyordum. Dinliyor, gidiyor ertesi gün tekrar geliyordu. Başlangıç ve gelişme döneminde Serdar’ın görevinin gereği olarak ortaya koyduğu ilgi ve şefkatin etkisine girdiği bağımlılığından bir türlü vaz geçmek istemiyordu. Yıllardır aradığı ortamı Serdar Hoca ile yakaladığını, ancak son aylarda Serdar Hoca’nın farklı bir programa başlamasının kendisinde yarattığı içsel acıyı tarifliyordu.
Şule pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
Şule’ye yaşamda kural olarak her şeyin değişeceğini, ardından yeni bir aşamanın gelmesi gerektiğini vurguluyordum. Ölümcül bedensel hastalıkların bile belirli evrelerinin olduğunu, tüm bunların kaçınılmaz değişimler olduğunu izah ediyordum. Gidiyordu, yine geri geliyordu. Ardından da arkadaşım, dostum arıyordu, ona da anlatıyordum, bana hak veriyordu.
Şule pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
Loş salonumuzun sessiz ortamında, sahnenin azalan, çoğalan, renkten renge giren parlak ışıkları, enerjisi bitmiş kadına yaşadığı son iki yılın gerçeklerini, hocasının gerekli gördüğü bu yeni programla barışık olması gerektiğini, şimdi onun için bir başka yaşam durumunun başlamak üzere olduğunu anlatır gibi parlıyor.
Şule, pistte heyecansız, ritmsiz dans eder gibi yapıyor.
Şule’nin, zihninin yarattığı gereksiz duyguların sonucu olan ruh halinin ve dans performansının o ana kadar tek tanığıyken, Şule’nin amcası can arkadaşım Seyit sessizce gelip yanıma oturuyor, koluma giriyor.
“Şule’yi baştan sona arkada gizlenip izledim. Beni görsün istemedim. Artık onun buradan ayrılma zamanı, yeniden mücadeleye girme zamanı gelmiş arkadaşım, çok iyi anladım. Emeklerine sağlık sen gerçek bir dostsun”